Spotify’da hazırladığım müzik listesine road trip başlığı altından ulaşabilirsiniz. İyi dinlemeler.

Güzel bir spotify listesi hazırlıyorum gece yüklerim ^.^

Ahlak: Sadece kadının sorumlu olduğu, erkeğin muaf tutulduğu kurallar bütünü.

"Büyük aşklar yolculuklarla başlar
ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

Onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar

Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
Ölümle alay ederler sanki

Nerde beklenirse ordaydılar
bir kez bile gecikmediler ömür boyu”

Ahmet Telli

"Büyük aşklar yolculuklarla başlar
ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

Onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar

Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
Ölümle alay ederler sanki

Nerde beklenirse ordaydılar
bir kez bile gecikmediler ömür boyu”

Ahmet Telli

Verdiğimiz değerler hep karşılıksız çıkıyor.

Bresson, Çehov… Gençken hayranı olduğunuz sanatçılara hala sadık mısınız peki?

Michael Haneke: Hem evet hem de hayır. Gençken bütün klasikleri okumaya heveslenirsiniz, daha sonra anlayışınız yahut hassasiyetiniz gelişir. Geçtiğimiz yıl, Savaş ve Barış’ın yeni bir çevirisi yayınlandı. Romanı 25 yaşımdayken okumuştum, ancak o dönemde Dostoyevski hayranıydım, ve Tolstoy benim için daha doğacıl ve didaktik, ağır filan bir romancıydı. Kitabı aldım ve bütün görüşmelerimi iptal edip neredeyse nefes almadan okudum. Değişen bendim, kitapsa aynı kalmıştı.

Genç bir adam olduğum günleri hatırlıyorum. 16 yaşımdayken Julien Duvivier’in Marianne De Ma Jeunesse filmini görmüş ve bir yatılı okulda geçen, şatonun birinde bir karşılaşmayla doğan aşk hikayesinin anlatıldığı bu romantik filme tam anlamıyla hayran olmuştum. Film hakkında her şeyi okudum, en ince ayrıntısına kadar… Yirmi yıl sonra, geçenlerde televizyonda karşıma çıktı ve nasıl olup da vaktiyle bu filmi o kadar çok sevdiğime akıl sır erdiremedim.

Bresson, Çehov… Gençken hayranı olduğunuz sanatçılara hala sadık mısınız peki?

Michael Haneke: Hem evet hem de hayır. Gençken bütün klasikleri okumaya heveslenirsiniz, daha sonra anlayışınız yahut hassasiyetiniz gelişir. Geçtiğimiz yıl, Savaş ve Barış’ın yeni bir çevirisi yayınlandı. Romanı 25 yaşımdayken okumuştum, ancak o dönemde Dostoyevski hayranıydım, ve Tolstoy benim için daha doğacıl ve didaktik, ağır filan bir romancıydı. Kitabı aldım ve bütün görüşmelerimi iptal edip neredeyse nefes almadan okudum. Değişen bendim, kitapsa aynı kalmıştı.

Genç bir adam olduğum günleri hatırlıyorum. 16 yaşımdayken Julien Duvivier’in Marianne De Ma Jeunesse filmini görmüş ve bir yatılı okulda geçen, şatonun birinde bir karşılaşmayla doğan aşk hikayesinin anlatıldığı bu romantik filme tam anlamıyla hayran olmuştum. Film hakkında her şeyi okudum, en ince ayrıntısına kadar… Yirmi yıl sonra, geçenlerde televizyonda karşıma çıktı ve nasıl olup da vaktiyle bu filmi o kadar çok sevdiğime akıl sır erdiremedim.

Hannah Arendt
Dâhi, düşünür, sert ve ateşli, sigaraları uç uca ekleyen, “kötülüğün sıradanlığı”nı keşfiyle dünyayı sarsan bir kadın… , Nazi Adolf Eichmann´ın Kudüs´teki mahkemesine katıldıktan sonra, Holokost´u daha önce kimsenin yapmadığı şekilde yazma cesaretini gösterir. Çalışması, anında bir skandala yol açar, ama rakipleri ve arkadaşları tarafından saldırıya uğrasa da sarsılmaz. “Düşünen bir kadının filmini” yaptığını belirten Alman auteur Margarethe Von Trotta, Arendt´i gözlemci ve yazar olarak, 1961-1964 yıllarında Eichmann hakkındaki çalışmasına verilen tepkilere direnirken resmediyor.

biratinyalnizligi:

Charlie Chaplin 125 Yaşında

  • Slapstick" yani vücut dilinin ön planda olduğu, oyuncuların yaptığı hareketlerle izleyiciyi güldüren bir komedi türü olan hareket komedisinin başarılı oyuncularından  Chaplin, sinema dünyasına farklı bir bakış açısı getirmiştir. Filmlerinde politik mesajlarını komedi ile birleştirerek içinde bulunduğu döneme gönderme yapmış ve bu yüzden Amerika’dan sınırdışı edilmişti. Ancak buna rağmen iki kere Oscar Onur Ödülü kazanmış ve 1975 yılında “Sir" ünvanı almıştır.
  • Yarattığı Charlot karakteriyle gönüllerde taht kuran oyuncu’nun asıl adı Charles Spencer Chaplin.
  • 16 Nisan 1889′da, Londra’nın fakir bölgelerinden birinde doğan Chaplin, 1913′ te gittiği ABD’de sinemaya başladı.
  • İlk filmi Making A Living’i 1914′te çeken sanatçı, ardından çekilen Kid Auto Races in Venice filminde bol pantolonlu, melon şapkalı, büyük ayakkabılı, sürekli bastonunu çeviren ve sakar hareketleri ile gülünç mizansenler oluşturan “Şarlo” tiplemesini yarattı.
  • Takip eden yıllar içinde aralarında The Immigrant (1917), The Adventurer (1917) gibi ünlü filmlerinin de bulunduğu altmıştan fazla kısa filmde oynayarak yeni gelişmekte olan sinemanın da etkisiyle dünya çapında görülmemiş bir üne kavuştu.
  • 1918 yılında çektiği A Dog’s Life filmi ile uzun metrajlı filmlere de başlayan Chaplin, Mary Pickford, Douglas Fairbanks ve D. W. Griffith ile birlikte kurdukları United Artists film şirketinin ortağı olduktan sonra Altına Hücum, Şehir Işıkları, Büyük Diktatör, Asri Zamanlar, Sirk ve Sahne Işıkları gibi başyapıtlara imza attı.
  • Yarattığı ‘modern palyaço’ Şarlo ile dünya üzerinde filmlerinin gösterildiği her ülkede insanların hayranlığını toplamasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığını reddetmesi sebebiyle bu ülkede kendisine yönelik olarak başlatılan karalama kampanyası; kendisinden bir hayli genç olan kadınlarla yaptığı dört ayrı evlilik, bir dönem kendisine açılan babalık davası, The Immigrant filminde birABD memurunu tekmelediği sahne ve son olarak Altına Hücum filmindeki bazı sahnelerin komünizm propagandası olarak yorumlanması gibi olayların etkisiyle Chaplin’in ABD’ye girmesi yasaklandı.
  • Ancak 1972 yılında Oscar Özel Ödülü’nü almak için yıllar sonra ABD’ye geri döndü. Takip eden yılda City Lights adlı filme bir kez daha Oscar ödülünü kazanmıştır. 1975 yılında 86 yaşında iken İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından şövalye unvanına layık görülmüştür.
  • 25 Aralık1977’de 88 yaşında iken uykusunda öldü. Ölümünden sonra 1 Mart1978’de vücudu Polonyalı ve Bulgar bir grup tarafından ailesine şantaj yapmak amacıyla çalındı. Olaydan 11 hafta sonra bu kişiler yakalandı ve Chaplin’nin vücudu mezarına yerleştirildi.

Bugün dinlediğim en güzel ritim; annemin kalp atışları.

"İçimden dedim, beraber yürüyelim olur mu
Varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
Varsın yarı yolda uyuya kalsın
Bize gönderilen bahar.” - İbrahim Tenekeci

"İçimden dedim, beraber yürüyelim olur mu
Varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
Varsın yarı yolda uyuya kalsın
Bize gönderilen bahar.” - İbrahim Tenekeci

Heaven
Pure X

Pure X-Heaven

Güzel şarkılar dinleyince canım yolculuk çekiyor.

"Nasıl biri diye sorarlarsa beni,
Baharı ve şiiri sever de.” Süreyya Berfe

Taksim/Gezi Parkı

"Nasıl biri diye sorarlarsa beni,
Baharı ve şiiri sever de.” Süreyya Berfe

Taksim/Gezi Parkı

Aklıma ördügum tuğlalar.

Aklıma ördügum tuğlalar.

"Yenilikçi geçinen sonradan görmeler, kendi zevklerine, hırslarına, şehvetlerine göre bir toplum oluşturmuşlardır. Yaşamla ilgili en küçük görevde bile onların cebri ve körü körüne bağlılık kanunlarını bir kapsül gibi yutup kabullenmek gerekir. Adına çalışmak dedikleri bir nevi esarettir bu. Herkes yaşama hakkını onlardan dilenmek zorunda. Bu muhitte sadece bir avuç hırsız, utanmaz ahmak ve manyağın yaşama hakkı var. Hırsız, alçak ve yağcı olmayan için “Yaşamasına gerek yok!” derler. İçimdeki dertleri, altında belimin büküldüğü mevrus yükü onlar anlayamaz."
Sadık Hidayet
"Günümüzün varlıklısı, hiç okumaz. Ününü genişletmek için tablolar satın alıyorsa, bunların seçiminde uzmanlara başvurur; duyduğu haz, resimleri seyretme zevki değil, başka bir varlıklının onları satın almasına engel olmaktan aldığı zevktir. Müziğe gelince, bu alanda da, öbür güzel sanat alanlarındaki kadar kültürsüzdür. Günümüz zengini boş vaktini ne yapacağını bilmez. Varlığı arttıkça para kazanması kolaylaşır, sonunda öyle olur ki, günün her 5 dakikası, nasıl harcayacağını şaşıracağı kadar gelir getirir. Zavallı adam böylece başarısı yüzünden karışık bir duruma düşer. Bir kimseye başarıyı sağladıktan sonra bununla ne yapacağı öğretilmedikçe, başarının can sıkıntısına yol açması önlenemez."
Bertrand Russell